30 Aralık 2007 Pazar

Pelin Karahan'ın Favorileri!


Trendy Dergisinden...

en sevdiği reçel : vişne reçeli
en sevdiği ders: mutfak dersleri
en sevdiği eşya :cep telefonu
en sevdiği hayvan: köpek
en sevdiği şehir: istanbul
en sevdiği şarkı: metin arolat- burada btsin-
yağmurlu bi gnde yapmayı en sevdiği şey: evde oturup battaniyyeyi üstüme cekip türk flmi izlemek
en sevdiği yiyecek: makarna
en sevdiği hava durumu:günlük güneşlik havalar
en sevdiği tatil yeri:bodrum
en sevdiği renk :pembe
yılın en sevdiği günü:persembe (uğurlu olduğuna inanıo )
en sevdiği içecek:kola
en sevdiği tv programı:avrupa yakası

Pelin Karahan Cosmopolitan Dergisi Röportajı

pelin karahan kimdir?
doğum yeri:ankara
doğum tarihi:6 eylül 1984
burcu:terazi
nerden tanıyoruz:kavak yelleri dizisindeki aslı karakterinden
eğitimi:eskişehir anadolu üniversitesi turiz otel işletmeciliği

perşembe akşamlarının sürükleyici gençlik dizisi kavak yelleri'nin çıtı pıtı güzeli Aslı'yı yakından tanımak ister misiniz?

->ankara doğumlusun.kavak yelleri mi getirdi seni istanbul'a
-üniversitedeyken turizm yapmak istemediime karar verdim.Oyunculuğu da düşünmüyordum ama mesleki açıdan seceneklerin burda daha geniş olduğunu düşündüm.

->gelir gelmez televizyona nasıl bulastın?
-tamamen tesadüf.bir arkadaşıma reklam görüşmesine giderken eşlik etmiştm"gel seni de cekelim" dediler
"hayatta yapamam deli misiniz?"dedim..ama birkaç sefer sonra denemeyi kabul ettim.böylelikle reklam filmlerinde oynamaya başladım.arkasından kavak yellri projesi geldi.

->hiç işinden nefret ettiğin oldu mu ?
-ilk reklam filmi deneyimim sabah 9'dan ertesi sabah 9'a kadar sürmüştü."ne işlere bulaştım.!"demiştim.ama sonra alıştım.işimi zorluklarıyla seviyorum.

->cekmlerden kalan vaktini nelere harcıyorsun.?
-istanbul'da hiç sıkılmıorum hep mesgul olcak bi şy buluyorum. gezmeyi ve alılverişi cok seviyorum.nişantası,bebek,arnavutköy,beyoğlu en keyif aldığım yerler.bi de yemek yapmaya bayılıyorum.

->cildini korumak için ne yapıorsun?
-temizlie ve nemine özen gösteriyorum. la roche-posay'n temizleyicisi ve topic'in nemlendiricisinin tam bnm cildime uygum olduğunu keşfettim.onları kullanıyorum.

->bir erkekte baktığın 3 özellik nedir ?
-ayakkabısı ve saati.! pahalı olmalarına gerek yok,ama mutlaka düzgün , temiz olmalıdır bir erkekte mutlaka kısa saç severim.

->erkek arkadaşın var mı ?
-evet.1,5 yıldır bir ilişkim var.

28 Aralık 2007 Cuma

MSN mi? Pelin'in mi?

Bir çok yerde karşılaştığım ve okuduğumda gerçekten hoşuma giden Pelin Karahan'ın ve diğer oyuncuların MSN iletileri...

pelin karahan msn

Hey Girl Röportajı ayrıntıları:

Aşk karın doyurmuyor

“Kavak Yelleri” dizisinin başrol oyuncusu Pelin Karahan, Hey Girl dergisinepelin karahan verdiği röportajda aşka dair ilginç açıklamalarda bulundu.

“Gerçek hayatta da dizideki gibi büyük bir aşk yaşıyorum. Maçoluğu sevmesem de sahiplenilmek isterim” diyen Karahan, “Aşk mı para mı” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Aşk tabii ki… Ama aşk da karın doyurmuyor. Hem aşk, hem para diyelim en iyisi. ‘Çok aşığız, parasız da yaşarız’ düşüncesine karşıyım.”

Oyunculuğa nasıl başladınız?

- Üniversite okuduğum süre boyunca yazlarım hiç boş geçmedi. Bir ajansa yazıldım ve reklam filmlerinde oynamaya

başladım. Daha sonra da “Kavak Yelleri” dizisi için teklif geldi. Görüşmelere gittim ve bu işi yapabileceğimi anladım. Seçilince dünyalar benim oldu.

Dizideki gibi büyük bir aşk yaşadınız mı?

- Evet, yaşıyorum şu an…

Yeterince vakit ayırıyor musunuz ona?

- Ayırmaya çalışıyorum. Maçoluğu sevmem, ama beni sahiplenmesini isterim.

Nasıl erkeklerden hoşlanırsınız?

- Tip olarak, kumral ya da esmer… Karakter olarak ise efendi olmalı. Yerine göre davranmasını, oturup kalkmasını bilmeli.

Bir erkekte ilk dikkatinizi çeken şey ne?

- Ayakkabısı, saati ve saç tıraşına bakarım.

Kendinizde sevdiğiniz ve sevmediğiniz yönleriniz neler?

- Çok kararsızım, daha çabuk karar verebilen biri olmak isterdim.

Genelde nerelerde takılırsınız?

- Çok fazla evden çıkmıyorum aslında. Gidip kafede oturmaktan çok, bir yere gidip uzun uzun yemek yemeyi daha çok seviyorum.

Yaptığınız için kendinize kızdığınız bir şey var mı?

- Makyajımı temizlemeden yatabiliyorum bazen, yorgun olduğum zamanlarda çok üşeniyorum.

Aşk mı, para mı?

- Aşk da karın doyurmuyor. Hem aşk, hem para diyelim en iyisi. “Çok aşığız, parasız da yaşarız” düşüncesine karşıyım.

Aşk acısından kurtulmak için ne yaparsınız?

- Çok acımasız olacak, ama başka birini bulmak en iyi çözüm sanırım. Çünkü o insana çok bağlanıyorsun ve yalnız kaldığında hatıralar aklına geliyor. Yeni aşklara yelken açmak daha mantıklı. Başka bir insana odaklanmazsan, eski /_newsimages/4565657.jpgaşkın aklından hiç gitmez.

Dükkanı güzel tutmak lazım

Oyunculuğa nasıl başladınız?

- İlkokul 3. sınıfta tiyatroya başladım. Belediye tiyatrosunda çocuk oyununda oynadım. Okumayı yeni öğrenmiştim, ama tekst ezberliyordum. Şu an İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda üçüncü sınıfta okuyorum.

Yalnız mı yaşıyorsunuz?

- Hayır, bir ev arkadaşım var. İlkokuldan beri tanışıyoruz zaten.

Nasıl kızlardan hoşlanırsınız?

- Hem güzel hem de çalışkan kızları severim. Ama en önemlisi, iyi anlaşabilmek!

Metroseksüel misiniz?

- Değilim ama kendime bakmak zorundayım. Dükkanı güzel tutmak lazım. Bu yüzden spor yaparım, yediklerime dikkat ederim. Her gece bal, muz ve sütlü special yaparım kendime.

26 Aralık 2007 Çarşamba

Pelin Karahan Demirdöküm ve Coca Cola Light Reklamları

Pelin Karahan'ın oynadığı reklamlar;


"Yeni" Kit- Kat Reklam filmi için tıklayınız...


Demirdöküm Reklam filmi için tıklayınız...



Cocacola Light Reklam filmi için tıklayınız...


Ülker Royal Golf Reklam filmi için tıklayınız...

Yaşasın Hey Girl!!!




Bu ay'ın konusu Kavak Yelleri olan Hey Girl dergisi , Pelin Karahan ve İbrahim Kendirci'nin röportajlarını içeriyor. Röportajlar da Pelin'in aşklarından makyaj inceliklerine, İbrahim'in ise bir çok cezbedici konuya değinmesi genç kızların başını döndürecek nitelikte.

Pelin ve İbrahim'in ilk kez Hey Girl'e röportaj vermesi ile ilerleyen sayılar da onlar hakkında bir çok habere ulaşabileceğimizin altını çiziyor.

Hey Girl dergisinin sitesinde yer alan anket çalışması ise, Kavak Yelleri dizisinin güzel ve yakışıklı oyuncularıyla röportaj yapma yolunu açmış gözüküyor. Sitedeki ankette birinci sırada olan Kavak Yelleri dizisinin rakipleri arasında Yaprak Dökümü,Binbir Gece, Hepsi 1 ,Avrupa Yakası gibi iddialı isimler var.

29.Bölüm Özet: Bir yanda intikam planı, diğer yanda düğün telaşı


29. Bölüm

Bir yanda intikam planı, diğer yanda düğün telaşı

Efe çarptığı arabanın hesabını nasıl vereceğini düşünürken, Mine’nin ortadan kaybolduğu geceyle ilgili anlattıkları herkesi üzmüştür. Aslı, Deniz, Mine ve Su; Efe’nin önderliğinde barmenden hem o gecenin intikamını, hem de Mine’nin çantasını geri almak üzere harekete geçerler. Ancak ince ince organize edilen gecede olaylar hiç de planlandığı gibi yürümez ve komik ve bir o kadar heyecanlı saatler yaşanır.
Bütün bunlar olurken Metin, Gönül’den özür dilemeye çalışmakta ve düğün günü de git gide yaklaşmaktadır. Deniz, Aslı ile olan ilişkisine devam etme kararı aldığını dürüstçe annesine açıklarken, Aslı ise Deniz’den habersiz okulda hakkında çıkan aşk skandalıyla boğuşmaktadır. Deniz’in Aslı’nın en zor anında esrarengiz bir şekilde yanında olamaması, hiç hesapta yokken Efe’nin de olaylara dahil olmasına sebep olur ve okulda işler iyice karışır.

25 Aralık 2007 Salı

Seventeen dergisi Eylül Kapak Kızı: Pelin


"İlişkimi içimden geldiği gibi yaşarım"

"Kavak Yelleri"nin Aslı'sı Pelin Karahan, gerçek hayatta da naif ve kırılgan biri. Ancak iş aşka geldi mi "Ne hissediyorsam, öyle yaşarım" diyor...

Pinhani'nin dillere dolanan şarkısını hepimiz biliyoruz. "Hele Bir Gel" şarkısının özdeşleştiği "Kavak Yelleri", bir yaz dizisi olmasına rağmen sıcak senaryosu ve başarılı kadrosu ile gönülleri fetetti. Dizinin güleryüzlü, mavi gözlü güzeli Pelin Karahan ise, ilk oyunculuk deneyimi olmasına karşın, dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Aslında turizm eğitimi alan oyuncu 23 yaşında. Eskişehir'de üniversite okuduktan sonra İstanbul'a gelmeye karar veriyor ve geldikten sonra interaktif reklam hizmeti veren bir şirkette müşteri ve halkla ilişkiler alanında çalışıyor. Çevresi yüzünün güzel ve duru olduğunu söyleyerek reklam filmlerinde oynaması için cesaretlendiriyor. Ek gelir sağlamak için rol almaya başladığı reklam filmleri, Pelin'i "Kavak Yelleri" dizisine kadar getiriyor. Pelin Karhan'la, oyunculuğu ve 'içinden geldiği gibi' yaşadığı özel hayatını konuştuk.

"Kavak Yelleri"nden sonra oyunculuğa daha mı profesyonel bakıyorsun?

Pelin Karahan: Evet. Bu dizide baş rollerden birindeyim ve ciddi anlamda ilk işim. Ama artık kesinlikle daha profesyonel bakıyorum. İşin içine girdikten sonra daha ciddi düşünmeye başladım. Bir de çok keyif alıyorum. Beni beğenirlerse ekranda görmek isterler ve böylece teklifler gelir. Ben de böyle bir durumda sonuna kadar devam etmek isterim.

Röportaj: Sıla GÜVEN


Röportaj sayfası yan tarafta ------->

24 Aralık 2007 Pazartesi

In Style dergisi: Pelin Karahan (Ekim)



PELİN KARAHAN ile ÇOK ÖZEL!!

ŞİMDİ NE YAPIYOR?
Kanal D'de Kavak Yelleri Dizisinde Aslı rolünde.

NASIL TANINDI?
Demirdöküm ve Coca-Cola Light reklamlarında.

YAŞ?
23

DOĞUM YERİ?
Ankara

YAŞADIĞI ŞEHİR?
İstanbul

BURCU?
Terazi

EĞİTİMİ?
Eskişehir Anadolu Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği

OYUNCULUĞU SEVDİM...
"Aklımda hiç yoktu.Para kazanmak için birkaç reklam filminde oynamaya başladım.Daha sonra,'Sen bu işi neden yapmıyorsun?Yüzün uygun,'dediler.Kendimi birden Kavak Yelleri dizisinde buluverdim.Ekip arkadaşlarım tiyatro kökenli.Hepsi yardım seven harika insanlar.Arayı kapatmak için elimden geleni yapıyorum.Benim için okul bu set."

ALIŞVERİŞ TUTKUNU
"Alışveriş olsun da ne olursa olsun.Market veya üst baş hiç fark etmez.Kendimi kaybediyorum."

UFAK OLSUN BENİM OLSUN..
"Evdeysem mutfağa girip yemek yapmayı çok severim.Zaten en büyük hayalim bir gün kendime ait,mutfağında benim olduğum,dünya lezzetleri sunan bir lokanta sahibi olmak."

UNUTULMAZ FİLMİ?
"Aklıma yönetmen Nick Cassavates'in yönettiği "The Notebook" geldi.Başrolde Ryan Gosling ve Rachel McAdams var.Mutlaka seyredin.Derinliği güzel olan bir aşk filmi.İmkansızlıklara rağmen devam eden iki gendin aşkını izlerken tüylerim diken diken olmuştu."

BEĞENDİKLERİ?
"Zuhal Olcay,Haluk Bilginer ve bir de Cate Blancheet diyorum."

ASLI KARAKTERİ SEVİLDİ.ÖZELLİKLE DE GENÇ KIZLAR TARAFINDAN.YOLDA DURDURUP,"AYNI BENSİN," DİYEN O KADAR ÇOK Kİ."İNATÇI VE PATAVATSIZLIĞIN BANA BENZİYOR.AMA DAHA ERKEKSİ."

22 Aralık 2007 Cumartesi

Pelin Karahan Röportajı


- Bize dizideki Aslı'yı anlatarak başlar mısın?

Pelin Karahan: Aslı 17 yaşında.Kasabada büyümüş üniversite sınavına hazırlanan bir genç kız .Ailesinin maddi sorunları var.Sınavı kazanmak zorunda ki hayatını garantiye alsın.Lise sonda okuyor Aslı, ama çalışmak zorunda da kalacak.Çünkü annesine ve ailesine destek olmaya çalışıyor. Babasına çok düşkün ve babası onun gözünde bir kahraman.Aslı'nın Efe ve Deniz isminde çocukluk arkadaşları var.Çok iyi arkadaşlar ama Aslı bir yandan da genç bir kız tabii.Yavaş yavaş Deniz'e bir aşk beslemeye başlıyor.Ama bunu bazı durumlarda bastırmak zorunda kalıyor. İlk kez aşkı tatmış oluyor ve yeni bir kız geliyor, ona karşı kıskançlıkları doğuruyor. Aslı çok inatçı ve sert görünümlü bir kız. Kız gibi değil aslında biraz erkek gibi.

- Aslı maddi zorluklara rağmen okuyor.Hiç böyle bir süreç yaşadın mı ?

Pelin Karahan: Orta dereceli bir ailenin çocuğuyum. Zaman zaman sıkıntılarımız oldu ama atlatıyorsunuz. Ailenin birbirine kenetlenmesiyle ilgili.

- Aslı ile Pelin'in örtüşen ve örtüşmeyen yanlarını senden öğrenebilir miyiz?

Pelin Karahan: Ben tamamen içimden geldiği gibi canlandırıyorum Aslı'yı. Eğer ortak bir özelliğimiz varsa kameraya yansıyor.Bende çok inatçı ve kıskancımdır.Bazı şeyler örtüşmüyor mesela. O zamanlar da 'Ben olsam ne yapardım?' diyorum ve Aslı'nın hal ve tavırları çıkıyor ortaya. Aslı Deniz'e olan aşkını söyleyemiyor.Ben olsam söylerdim.Benim daha yumuşak yanlarım var, Aslı çok sert bir kız ama onu oynamak çok keyifli.

- Aslı'nın aile sorunları var.. Pelin de onun gibi aile sorunları yaşadı mı?

Pelin Karahan: Çok girmeyeyim o konuya ama tek sıkıntım annem ve babamın ayrı olması. O da günümüzde sorun olmaktan çıkıyor. Annem beni çok güzel yetiştirdi.O konuda psikolojisi bozuk bir çocuk olarak büyümedim. Annemin ikinci evliliğinden de bir kardeşim var.

- Senin de hayatının herhangi bir dönemimde başında kavak yelleri esti mi ?

Pelin Karahan: Tam o yaşlardayken geçti.Ben şimdi 23 yaşındayım.Aslı 17 yaşında, altı yıl öncesine bakıyorum, ne kavak yelleri esmiş... Ama çocukluktan çıkıp iş hayatına girince para kazanmaya başlayınca duruluyorsunuz ve daha mantıklı düşünmeye başlıyorsunuz.

- Kavak Yelleri sende eserken neler yaşadın?

Pelin Karahan: Çok başına buyruk bir genç değildim.O zamanlar mantıklı gördüğüm şeyler şimdi bana çok çocukça geliyor.Evden ayrılıp üniversiteye gittim.Şimdi olsa yapmazdım.17 yaşında aileden ayrılmak bir genç kız için hiç de kolay değil.Ama iyi ki de yapmışım, hiç pişman değilim.

- Dört reklam filmini saymazsak bu ilk ciddi oyunculuk denemen.Olay nasıl gelişti nasıl fark edilip keşfedildin?

Pelin Karahan: Ankara'dan İstanbul'a geldim okuldan sonra. Üniversitede okurken yazları staj yaptım otellerde ama o işin bana göre olmadığına karar verdim.Bodrum'da, Ankara'da çalıştım.

- İstanbul'a gelince ne oldu?

Pelin Karahan: İnteraktif reklam hizmeti veren bir şirkette müşteri ve halkla ilişkilere baktım. O sırada, 'Ajansa yazdıralım seni' dediler.

- Kim dedi?

Pelin Karahan: Ben istiyordum zaten. İstanbul'da geçinmek kolay değil. Ek gelir olurdu.Yüzümün uygun olduğunu söylediler.Bir şekilde ajansa kaydoldum ve yolun başındayken önüm çok açıktı.
İki ayda dört reklam filmi çektik.Ajans yoluyla bana kast haberi geldi.Görüşmelere gittim, iki üç kez görüştük. Anlaştık.

- Kaç kişinin arasından seçildin?

Pelin Karahan: Çok kalabalıktı.

- Bugüne kadar herhangi bir oyunculuk eğitimi aldın mı?

Pelin Karahan: Benim hiçbir oyunculuk eğitimim yok. Diksiyon dersi bile almışlığım yok. Ama bu reklam çekimleri başlayınca ' bu işten keyif aldığıma ve bu işten para kazandığıma göre, bunun eğitimini almam gerek' diye düşündüm. Aslında sadece doğallıktan başlayan bir şey bu.Eğitim almadığım için doğal olduğumu söylediler.Birtakım akademiler var bir yıllık, altı aylık.Bunlar iyi tiyatrocuların kurduğu akademiler. Onları araştırdığım zaman bu dizi çıktı karşıma.Çok iyi oyuncular, çok iyi bir kanal, çok iyi bir ekip...

- Yönetmenle ne konuştun sete gittiğinde?

Pelin Karahan: 'Her zaman doğal oyna' dedi. Bende içimden geldiği gibi oynadım.Bizim ekibimiz çok güler yüzlü,rahat ediyorsunuz. İçimden gelen her duyguyu rahat rahat oynadım.Ben işin eğlencesindeydim belki, ama bu iş benim içimdeki yeteneği fark etmemi sağladı.Çünkü çok iyi bir proje, çok iyi bir kanal.Beni de seçtiklerine göre , bir şey var demek ki.

- Yıllardan beri magazin dünyasını çok yakından takip ediyormuşsun...

Pelin Karahan: Magazini takip ettim ama hiçbir zaman o kadar yakında değildi.Demet Akalının kiminle evlendiğini ya da Bülent Ersoy'un hangi yarışmada jüri olduğunu bilirim, çünkü her yerde var. Haberde şov programında.

- 'Oyuncu olsam, şunun gibi yükselsem' diye düşlerin oldu mu?

Pelin Karahan: Hayır hiçbir zaman olmadı.'Ben çok utanırım' die düşünüyordum ama tersi oldu.

- Aslı rolüne nasıl hazırlandın?

Pelin Karahan: Bir hazırlığım olmadı.Odada kendi kendime, ' Şöyle yapmalıyım böyle yapmalıyım' demedim.Oraya gittiğinizde o anda,o karakter çıkıyor içinizden.Yönetmen anlatıyor, okuyorsun ve oynuyorsun.Doğal bir şekilde yansıtıyorum.Yönetmen beni rahat bırakıyor.Bütün oyunculara karşı böyle bende onların bir parçasıyım.

- Oyunculuk eğitimi almamış olman büyük bir kayıp değil.Çünkü bu tarz oyuncu sayısı hiç de az değil.Ayrıca nota bilmeyen solistler bile var bu ülkede.Bu konuda Pelin, kendine ne kadar güveniyor?

Pelin Karahan: Kafamda bu tarz bir iş yoktu.Reklam çekerken de yoktu.Bu dizinin başlamasıyla çok iyi şeylerin olacağına inanmaya başladım. Ama seçici olmak lazım.Ben seçici olursam bana köstek olmayacak insanlar olursa, içimde çok güzel şeyler var.

- Dizideki Aslı ÖSS ile savaş halinde... Eğitim sistemi sence düzgün mü , yoksa yapılması gerekenler var mı?

Pelin Karahan: O yaşlarda ben ilk dershaneye gittiğimde deneme sınavına girmiştim ve eve ağlayarak dönmüştüm.'Annem buraya para yatırıyor ve ben yapamayacağım' demiştim.O kadar korkunç ki üç saatte seni kısıtlıyorlar.Yaptın yaptın,yapamadın gittin.Emeklerin tamamen boşa gitti.Yılmamak lazım. Gidişat iyi değil.Bu sürecin okul düzenine yayılması lazım. 3 saatte kalmamalı.Bu bir gencin hayalleriyle oynamak demek.Biz bu düzene ayak uydurup bir şekilde pes etmeden devam etmeliyiz yoksa olan yine bizlere olacak.

- Oyunculuk konusunda ne planlıyorsun?

Pelin Karahan: Ben plansız programsız hareket ediyorum, ama bir sinema filmi teklifi geldi bile.Tabii ki oynamak istiyorum.Bundan sonra bir dizide de sinema filminde de ..Şu an değerlendirme aşamasındayım.Çok gencim çok farklı işler gelebilir, seçici olmak dikkatli olmak lazım.Acele etmeden her işi değerlendirerek devam etmem lazım. Bu dizi benim için çok önemli ama gelen teklifleri değerlendiriyorum.

- Bu bir yaz dizisi oldu...

Pelin Karahan: Aslında yaz dizisi değil.Bu yaz başında başladı ama 2008 e kadar devam etsin istiyoruz.Biz çok umutluyuz.

- Televizyonda izlediğin diziler hangileri?

Pelin Karahan: 'İkinci Baharı çok severdim.Favorimdi.'Bin bir Gece' , ' Avrupa Yakası' , 'Yaprak Dökümü' nü de izliyorum.Çok farklılar.Sitcom'u da çok seviyorum, ' yaprak Dökümü' gibi dizileri de.

- Oyuncu olarak kimi ya da kimleri örnek alıyorsun?

Pelin Karahan: Bu işlerde gözüm olmadığı için kafamda oluşmadı.Meltem Cumbul ,Zuhal Olcay ve Haluk Bilginer'i çok beğenirim Birçok isim var böyle.

- Bir genç kız olarak bu yaldızlı dünyaya girmek üzeresin.Bu seni ürkütüyor mu ?

Pelin Karahan: Aslında çok ürkütmüyor.Kendime ve kişiliğime çok güveniyorum.Hırslı değilim yükseklerde gözüm yok.Gittiği yere kadar iyi bir şekilde ilerletmek istiyorum.Birileri tanıyacak sadece ama onun dozunu ayarlayabileceğimi düşünüyorum.Peşimden koşturtmayı sevmem.O durumlar bana göre değil.Kişiliğimden ödün vermeden insanları kırmadan ilişkilerimi devam ettireceğim.

- Dizide Deniz rolündeki İbrahim Kendirciye sırılsıklam aşıksın.Peki gerçek hayatta aşkla aran nasıldır?

Pelin Karahan: Ben severim sevgimi de belli ederim.Bir yıldır sevgilim var ve onu çok seviyorum.Sevdiğimi belli de ediyorum.Benim de lisede platonik aşklarım oldu.Karşı taraf hiç bilmedi bile.Ama büyüdükçe ilişkiler oturuyor.

- Bu durum onu rahatsız ediyor mu?

Pelin Karahan: Çok güzel bir ilişkimiz var bunun için bozulmasından korkuyor olabilir.Belki kendi içinde birtakım düşünce ve sıkıntıları olabilir ama bana çok destek oluyor.En başta o bana cesaret verdi.Onu desteği olmasa ben bu işe giremezdim.İzmir'de çekiyoruz diziyi.Birbirimizi 1 ay göremiyoruz bazen.Ama o geliyor,ben gidiyorum.Bugün katıldığım bir programa çıkmadan önce bana 'İyi şanslar seninle gurur duyuyorum' diye mesaj çekti. Çok sevdiğiniz bir erkeğin desteğini hissetmeniz çok önemli.

- Mesleği ne?

Pelin Karahan: Reklamcı.Reklam ajansı var.

- Hayallerinizde evlilik var mı?

Pelin Karahan: Var tabii ki.O benden dört yaş büyük.Düzenimizi oturttuktan sonra istiyoruz.

15 Aralık 2007 Cumartesi

28. Bölüm özet, Efe'ye şok suçlama

Kanal D’nin başrollerinde; Pelin Karahan, İbrahim Kendirci, Dağhan Külegeç ve Aslı Enver’in oynadıkları sevilen dizisi “Kavak Yelleri” bu akşam da keyif dolu bir bölümle ekrana geliyor.


Mine’nin ortadan kayboluşuyla birlikte, herkes gergin bir bekleyiş içinde uzun bir gece geçirmiştir. Bu tatsız gecenin ardından hiçbir şey olmamış gibi çıkıp gelen Mine’nin o gece yaşadıkları başta Ayşe, sonra da Efe, Deniz, Su ve Aslı için bir sır perdesi olarak aralanmayı beklemektedir.

Efe yeni iş yerinde beklenmedik bir şekilde hırsızlıkla suçlanırken, Metin ve Gönül’ün hem artık barışmak, hem de davetiyelerini götürmek için Sevgi’yi ziyaret etmeleri Efe’nin başındaki dertleri ikiye katlar.

Bilal ve Canan evlilikleriyle ilgili bir karar verip bunu birbirlerine açıklamak üzeredirler. Bu arada Murat; Canan ve bebeğine iyi bir gelecek hazırlamak için çalışırken, Leman ise bebeğinin katilinin Canan olduğuyla ilgili suç duyurusunda bulunur.

Deniz kendi ailesiyle Aslı’nın ailesi arasındaki bu fırtınada doğru yeri bulmaya çalışırken Aslı’nın sürpriz ziyaretiyle her şey bir anda değişir, Mine’nin yeni tanıştığı bir adamla gizli saklı işler çevirmesi Efe, Su, Deniz ve Aslı’yı harekete geçirir.

7 Aralık 2007 Cuma

27.Bölüm özet; "Hepimiz birimiz için!"



"Hepimiz birimiz için"

En ateşli maceramızdı, fitili tutuşmuş bir kız kaçıran
Ve ne çok şarkı bilirdik, bilmediğimiz tek şeydi yalan

En büyük aşk sorularını hipotenüsle çözmüştüm
Bir badem ağacının altında beni nasıl da öpmüştün

Köşeli jetonlarımızı bozdurup, yerine pembe yalanlarımızı seçtik
İzmir’den İstanbul’a tam bir saatte geçtik


Gizli gizli görüştük yine, açık açık öpüştük
Bütün havuz problemlerini, artık çoktan çözmüştük

En yalnız anlarımızda süper kahramanlar olduk
Filmin devamı geldiğinde doğru cevapları da bulduk

Ve anladık artık yoktu,
Çok döndük, çok dolaştık yok
En güzeli bizim dostluğumuz
Bundan öte bir şey yok


Günler, haftalar aylar
Bizi hiç değiştirmeyecek
Boyumuz büyüse de yüreğimiz hep
Hepimiz birimiz için diyecek


Aslı’nın gerçekleri öğrenişinin sonuçları herkesi ayrı ayrı etkilerken, bir yandan da hayat bütün hızıyla devam etmektedir. Efe yolda bulup teslim ettiği vitrin mankeninin sayesinde kendisine yepyeni bir iş bulur. Yeni işi Efe’nin hayata bambaşka bir pencereden bakabilmesini sağlarken, Su’nun da kendisini kıskanmaya başlamasına neden olacaktır. Ayşe, Mine’nin eski günlerdeki sorunlu dönemine geri dönmeye başladığını düşünmekte ve bu hissiyatı, anneanne - torun arasındaki ipleri yavaş yavaş germeye başlamaktadır. Deniz, Aslı’nın gerçekleri öğrenmiş olmasının bedelini kendince öderken bir yandan da Leman’ın ruh sağlığını eski haline kavuşturabilmek için babasıyla birlikte büyük bir sabırla çalışmaktadır. Ancak Leman’ın artık ne kimseye kolay kolay güvenmeye ne de başına gelenlerin sorumlularından hesap sormaktan vazgeçmeye niyeti vardır. Leman’ın tam aksine yaşanan tatsız günlerin artık geçmişte kalması gerektiğini düşünen Efe, hem tüm dostlarını eskisi gibi yeniden bir araya getirebilmek, hem de yeni bulduğu işten şikayetçi olan Su’nun da gönlünü almak için kazandığı ilk bahşişlerle herkesi felekten bir gece çalmak üzere ikna eder. Ancak büyük umutlarla başlayan gece herkes için büyük sürprizlerle sona erecektir.



"Hepimiz birimiz için!"

Hepimiz birimiz için

"Kavak Yelleri"nde Aslı'nın gerçeği öğrenmesi herkese farklı yansır. Efe bu gerginliği bitirmek için tüm dostlarını bir araya getirir ama işler umduğu gibi gitmeyecektir


Dört gencin Urla'da başlayıp İstanbul'a uzanan öyküsünü anlatan "Kavak Yelleri"nde, Pelin Karahan, İbrahim Kendirci, Dağhan Külegeç ve Aslı Enver başrolde. Aslı'nın ablası Canan'ın, sevgilisi Deniz'in babasının bebeğini taşıdığını öğrenmesi ortalığı iyice karıştırıyor.
Aslı'nın gerçekleri öğrenişinin sonuçları herkesi ayrı ayrı etkilerken, bir yandan da hayat bütün hızıyla devam etmektedir. Efe yolda bulup teslim ettiği vitrin mankeninin sayesinde kendisine yepyeni bir iş bulur. Yeni işi Efe'nin hayata bambaşka bir pencereden bakabilmesini sağlarken, Su'nun da kendisini kıskanmaya başlamasına neden olacaktır.
Deniz, Aslı'nın gerçeği öğrenmesinin bedelini kendince öderken bir yandan da Leman'ın ruh sağlığını eski haline kavuşturabilmek için babasıyla birlikte büyük bir sabırla çalışmaktadır. Ancak Leman'ın artık ne kimseye kolay kolay güvenmeye ne de hesap sormaktan vazgeçmeye niyeti vardır.
Leman'ın tam aksine yaşanan tatsız günlerin artık geçmişte kalması gerektiğini düşünen Efe, tüm dostlarını eskisi gibi yeniden bir araya getirebilmek için kazandığı ilk bahşişlerle herkesi felekten bir gece çalmak üzere ikna eder. Ancak büyük umutlarla başlayan gece herkes için büyük sürprizlerle sona erecektir.
KANAL D / 20.00

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/2007/12/06/tv/

28 Kasım 2007 Çarşamba

Pelin Karahan'a sesini duyur...

Diyorlar ki ünlülerin çoğu bu siteyi ziyaret ediyorlarmış, sizin yazdıklarınızı okuyorlarmış... Her yere çok sevdiğimizi yazıyoruz bir de oraya yazalım, belki bu sefer Pelin bizim yazdıklarımızı okuyacak ve onu ne kadar sevdiğimizi anlayacaktır. Pelin'in dışında diğer oyunculara da sesimizi duyurabiliriz!

Tıklayın Pelin Karahan!

26. Bölüm özet: Deniz, Aslı’ya gerçekleri söyleyecek mi?

Deniz, Aslı’ya gerçekleri söyleyecek mi?

Leman hastanede bebeğiyle ilgili ölüm kalım savaşı verirken, Deniz ise annesinin başında ondan her şeyi gizlemenin verdiği suçluluk duygusuyla altüst olur. Efe, Deniz’in bu zor gününde ona yol gösterip herkesi idare edebilecek tek dostudur. Çünkü Aslı hala gerçekleri bilmemektedir.

Bebekle ilgili sırları açığa çıkararak bütün bunlara sebep olan Mine ise her ne kadar Deniz’e karşı vicdan azabı duysa da, her şeyin Aslı’nın ailesinin yüzünden olduğunu düşünmekte ve Aslı’yla ailesinin hala birer melekmiş gibi korunup kollanmasından iyiden iyiye nefret etmeye başlamıştır.

Babasının verdiği bilezik parasını emlakçıya kaptıran Efe ise, ne Su’nun ev sorununu çözebilmiş, ne de kendisine yeni bir iş bulabilmiştir. Üstelik Metin ve Gönül’ün evlilik işini ağırdan almaları Efe’yi büsbütün çileden çıkarmıştır. Çünkü Salih ve Şükran düğün bitip Urla’ya dönmeden Efe’nin kendi hayatına istediği yönde özgürce şekil verebilmesi mümkün değildir. Gönül’ün ise annesi biraz daha yumuşamadan düğün tarihi belirlemesi mümkün değildir ve bu anlamda ailede ipler iyice gerilmeye başlamıştır.

Canan ve Leman’ın arasında yaşananlar konağında gündemine birinci sıradan oturmuş herkes Canan’ın bebeğinin gerçek babasının Murat olduğunu öğrenmiştir. Ayşe bir yandan öğrendikleriyle deliye dönerek yeniden namus abidesine dönüşen Osman’la boğuşurken, bir yandan da hem Hafize’ye hem de Mine’ye gerçekleri kendisinden gizledikleri için kızgındır. Ancak sevdiklerine karşı bir güven sorunu yaşayan kişi sadece Ayşe değildir. Kerem’le geçirdikleri gece yüzünden Deniz’le aralarında güven tazelemek zorunda olan Aslı; hayatta en çok değer verdiği kişi olan Deniz’i kaybetmektense güçlü bir genç kız olarak her türlü zorluğu göze almaya hazırdır. Kerem’le olan ilişkisinde bu anlamda önemli bir adım atma aşamasına gelen Aslı bir yandan da çevresindeki herkesin kendisinden bir şeyler sakladığı hissiyle kendisine doğru soruları sormaya ve doğru cevabı bulmaya çalışmaktadır. Oysa doğru cevap baştan beri ondan her şeyi saklayan Deniz’dedir. Ve Deniz, yalanların çevresindekileri yalnızca felakete sürüklediği bir ortamda Aslı’ya gerçekleri söyleyip söylememek konusunda artık zor da olsa bir karar vermelidir.

22 Kasım 2007 Perşembe

Kanal D, Kavak Yelleri Dizisi Sayfası Galerisinden




Pelin Karahan, katalog çekimi

15 Kasım 2007 Perşembe

25. Bölüm Özet: Efe, Aslı, Deniz ve Mine bir aradalar



Efe, Aslı, Deniz ve Mine bir aradalar

Ağlatırken güldüren, gerçek hayat tadındaki dizi “Kavak Yelleri”nde bu hafta; Deniz ve Mine, Leman’ın konuştukları her şeyi duyup duymadığı konusunda endişeleniyor ve merak ediyorlar. Bu arada, Efe. Aslı, Deniz ve Mine uzun bir aradan sonra yeniden yan yana geliyorlar.

“ aramıza hoşgeldin”

Sevdin mi deliler gibi
Gönlünü yele mi verdin
Kalbin mi kırık yoksa ne
Aramıza hoşgeldin

Hatırla bir zaman sana
Hiç ayrılmazdık derdim
Sözüme gelmedin ama
Aramıza hoşgeldin

Sanma yaşamak birkaç gün
Kirlenmek mi tek derdin
Büyüyorsun sen de her gün
Aramıza hoşgeldin

Yalan yok hiç içimizde
Sevdik bak hepimiz de
Aşktan ölmez hiç kimse
Aramıza hoşgeldin


Murat’ın da sürpriz bir şekilde İstanbul’a gelişiyle, baba ve oğul, gerçeklerin her an gün yüzüne çıkabileceği ihtimaliyle adeta diken üzerinde yaşamaya başlarlar.
Aslı eve dönerken başına gelen tatsız olayların ardından Mine’nin Deniz’in evine gittiğini öğrenerek büsbütün altüst olur. Ancak Aslı’nın sorunu bu kez kıskançlık değildir. Aksine olgun bir sevgili gibi davranarak Deniz’den birbirlerine karşı daha açık olmalarını ister. Aslı’dan babası ve onun gayrı meşru çocuğuyla ilgili gerçekleri saklamak zorunda kalan Deniz için ise bu yük gitgide zorlaşmaktadır.

Diğer yanda Efe ve Metin’in Şükran ve Salih tarafından, Su ve Gönül’le basılmaları en çok Efe cephesinde işleri karıştırmıştır. Şükran, Su’dan pek hoşlanmamış ve oğlunun geleceğiyle ilgili endişeleri hat safhaya ulaşmış, aynı şekilde Su da Efe’nin ailesiyle bu kadar içli dışlı olmaktan rahatsız olmuştur. İşleri daha çok germek istemeyen Efe bir yandan Su’nun yeni bir ev bulmasına yardım ederken diğer yandan da Deniz’in yaşadığı tatsız günlerde ona destek olmaya çalışmaktadır.

Efe, Aslı, Deniz ve Mine tüm bu karmaşa içinde hayattan birkaç saat çalarak uzun bir aradan sonra yeniden yan yana gelir. Ancak bu mutlu dakikalar adeta fırtınadan önceki bir sessizlik gibidir ve hayat dördü için de yeni ve büyük sürprizler hazırlamaktadır.

24. Bölüm Özet: Efe ve Deniz, Aslı’yı ikna etmeye çalışıyor



Efe ve Deniz, Aslı’yı ikna etmeye çalışıyor
Beğeniyle izlenen dizinin bu bölümümde, Aslı, üniversiteyi bırakma kararı alıyor. Deniz ve Efe de onun bu kararından vazgeçirmeye çalışıyor.

Bebeğin babasıyla ilgili gerçeği öğrenen Mine, bu sırrı Deniz’e olan aşkına karşılık bulabileceği en doğru şekilde kullanabilmek için harekete geçerken, Sevgi; Gönül ve Metin’in nişanlanmalarına onay vermeyeceğini net bir şekilde söyler. Ve hatta daha da ileri gider ve herkesin içinde Gönül’den ailesi ile sevdiği adam arasında bir tercih yapmasını ister.

Canan, Murat’ın parasını iade etmenin yollarını ararken, bebeğin doğum masraflarıyla ilgili hem parasızlık hem de aynı zamanda bir onur mücadelesi sürdürmektedir. Tüm bunlar yetmezmiş gibi Mine’nin bebekle ilgili herkesle tek tek esrarengiz bir şekilde konuşması Hafize ve Canan’ın endişeyle dikkatlerini çeker.

Aslı ile ilgili stratejisini tamamen değiştiren Leman, bir yandan da Deniz’in bütün ilgisini yeni doğacak minik kardeşinin üzerine çekmeye çalışırken, Aslı’da birinci sınıftaki arkadaşlarından farklı olarak kendini morgda kadavralarla ilgili bir araştırma görevinin içinde bulur. Ancak hiç hesaba katmadığı gelişmeler Aslı’yı, Tıp Fakültesini bırakma kararı ile yüz yüze getirir.

Murat ve Canan’ın ilişkisiyle ilgili çemberin gitgide daralmasıyla annesi, babası, Canan, Aslı ve Mine arasında sıkışıp kalan Deniz’i zor saatler beklerken, Deniz’in hiçbir şekilde ikna edemediği Aslı’yı okulu bırakma kararından vazgeçirme işi Efe’ye düşer. Ve Efe’nin en iyi arkadaşının geleceğiyle ilgili acilen bir şeyler yapması gerekmektedir…

23. Bölüm Özet: Efe’yi, Aslı’yı ve Deniz’i sürprizler bekliyor


Efe’yi, Aslı’yı ve Deniz’i sürprizler bekliyor


“gizli gizli”

Her şey “gizli” şu dünyada
Kaba kuvvet “gizli”
İyi niyet “gizli”
Art niyet “gizli”

Geceler gündüzlerin,
Gerçekler yeminlerin,
Ve korkular ümitlerin,
Arkasında gizli…

Canım yanıyor bazen…
Büyümek diyorlar buna…
Söylenmeyen ne varsa,
Gözyaşlarımda gizli…

Oysa iki genç yürek bizimki
Ve dünyalar kadar büyük
İçinde hayallerimiz de,
Günahlarımız da gizli…

Sevmek günah mı oysa?
Saklanacak yanı yok…
Ama bir sır gibi artık,
Sevdamız bile gizli…

Yiğit Güralp


Deniz’le olan ilişkisinin ortaya çıkmasıyla çok zor bir durumda kalan Aslı, bu gerçeği annesine kimin söylediğinin merakı ve hırsıyla yanıp tutuşmaktadır. Ancak önce ablasına ve sonra da Mine’ye bu konuda yönelttiği suçlamalar asılsız çıkınca; bir süredir aşkın onu içine düşürdüğü ruh halinin kişiliğini bambaşka ve çok yanlış bir noktaya götürmeye başladığını fark ederek, bu anlamda yaptığı tüm hataları telafi etmeye karar verir.
Diğer tarafta Leman, İstanbul’a bir dönmüş pir dönmüş ve Deniz’in hayatını sorularıyla didik didik etmeye başlamıştır. Leman’ın sorduğu sorular içinde aldığı en can sıkıcı yanıt ise Deniz ve Aslı’nın birlikte oldukları ve Deniz’in bu ilişkiyle ilgili ne kadar kararlı olduğudur.
Leman bir yandan Deniz’i bu sevdadan vazgeçirmek için kendince haklı sebeplerini sıralarken, Aslı da Deniz’le olan ilişkisinin masum bir ilişki olduğunu düşünmekte ve annesinin bu ilişkiye neden onay vermediğine bir türlü anlam verememektedir. İşlerin gitgide zorlaştığı bu ortamda “iki sevgili” şartlar ne olursa olsun bu ilişkiyi sürdürmek ve ailelerinden gizli de olsa görüşmeye devam etmek için birbirlerine söz verirler.
Mine; Deniz ve Aslı’ya inat Cem’e evet dese de kara kara ona nasıl katlanacağını düşünürken, Efe’yi ise günler sonra Su ile ve aylar sonra da Leman Teyze’siyle aynı çatı altında yine akıllara zarar ve bir o kadar da komik bir gece beklemektedir. Gönül ile Metin her fırsatta nişanlandıklarını Sevgi’ye söylemeye çalışsalar da ardı ardına gelen kötü sürprizler yüzünden bir türlü açıklayamazlar. Bu durum onlar kadar çocuklarına kol kanat germek için birbirleriyle geçici olarak ateşkes imzalayan Şükran ve Salih’in de canını sıkmaktadır. Ayşe bir yandan Haşmet’in Gülseren’e yedirdiği paraları kurtarmaya çalışırken, bir yandan da herkesin yardımına koştuğu gibi Metin ve Gönül’ü de çaresiz bırakmaz ve yine müthiş bir plan yapar. Bütün bunlar olurken Leman’ın kendisini Deniz’in evinde istemediğini açık açık belirtmesi ve ailesinin geleceğiyle ilgili artık elle tutulur bir plan yapmasını istemesi Efe’yi iyice zor bir dönemece sokar. Üstüne üstlük Efe’nin Su ile telefonlarının karışması ve Su’ya gelen esrarengiz telefonlar Efe’nin sinirlerini iyice bozmuştur. Hafize, Aslı’yı Deniz’le bir daha görüşmemeleri konuşunda uyarırken Canan’dan da bu konuda kendisine yardım etmesini ister. Bir yandan karnındaki bebeğin her geçen gün büyümesi, diğer yandan Aslı ile Deniz’in arasında yaşananlardan kendini suçlu hissetmesi Canan’ın yükünü iyice ağırlaştırırken Leman’ın konağı sürpriz ziyareti ve Murat’ın Canan’a Deniz aracılığıyla bir miktar para göndermek istemesi işleri iyice karıştırır.

13 Kasım 2007 Salı

22. Bölüm Özet: Süper Kahramanlar



Süper Kahramanlar

Aslı bir yandan, bilgisayarın tamamen iptal olduğunu Kerem’e nasıl anlatacağını düşünürken, bir yandan da Deniz’in Mine’yi aramasının şaşkınlığını yaşamaktadır. Gelen telefonla Mine’nin şaibeli bir şekilde evden çıkıp gitmesi Aslı’nın Deniz ve Mine üzerindeki kuşkularını iyice arttırmıştır.

Efe ve Deniz ise bütün gece karakolda zor ve bir o kadar da komik bir gece geçirerek bu seferlik paçayı kurtarmışlar, ancak gazetelerin 3. sayfasında yer almaktan da kurtulamamışlardır.

Deniz, Mine’den Aslı’nın başına gelenleri öğrenir ve her şeyi bir kenara bırakıp sevgilisine yardım edebilmek için soluğu tıp fakültesinde alır. Bilgisayarının başına gelenleri öğrenen Kerem ise oldukça büyük bir tepki vererek Aslı’yı kovmaktan beter eder. Aslı perişandır. Önce babası, sonra ablası derken; Deniz’in de kendisini aldattığına inanarak hayatında güvenebileceği tüm kahramanları yitirdiğini düşünmektedir. Sevgilisinin bu halini gören Deniz, Aslı’ya unutamayacağı bir sürpriz yapabilmek, Kerem’e ise yine unutamayacağı bir ders verebilmek için kolları sıvar.

Mine; Su ve Efe’nin arasındaki sorunları daha iyi anlayabilmek belki de çözebilmek amacıyla Su ile konuşur. Su’ya göre Efe adeta başka bir gezegenden gelmiş bir süper kahraman gibi normal bir insanın olabileceğinden daha üstün özelliklere sahip biridir ve bu mükemmellik Su’yu Efe’ye bağlanmak konusunda korkutmaktadır.

Tüm hayatında işler sarpa sarmaya başlayan Efe’nin ise artık hayatında aşka yer yoktur. Keza yaşadığı olaylı gecenin ardından iş arkadaşları tarafından bir kez daha ihanete uğrayarak hayatın acımasız şartlarıyla ilgili acı bir tecrübe daha edinen Efe’nin bir yandan da Salih ve Şükran’ın inatla boşanmak istemelerine bir çözüm araması gerekmektedir.

Efe bir yandan bütün bunlarla uğraşırken bir yandan da yolda bir kamyonetten düşen vitrin mankeninin sahibini aramakta, Mine de Cem’in kendisine olan ilgisini Deniz’e fayda sağlamak için kullanmaya çalışmaktadır.

Diğer tarafta Ayşe; Haşmet’in son zamanlarda yaptığı iyilikleri kuşkuyla karşılarken, Gönül ve Metin ise nişanlılıklarını Sevgi’ye söylemeye karar verirler. Su ev arkadaşıyla kavga edip evi terk ederken, Bilal ve Canan kader arkadaşlıklarını bir adım daha ileri götürürler. Aslı’nın biricik sevgilisinin sürpriziyle ayakları adeta yerden kesilirken; Efe’yle Deniz’in 3. sayfadaki haberleri tüm yurda yavaş yavaş yayılmaya başlar. Ve art arda yaşanan büyük sürprizlerle herkes için heyecan iyice doruğa tırmanır.

21. Bölüm Özet: Aşk Doktoru



Aşk doktoru



Salonda, Deniz ve Aslı’yı beklemekten sıkılan Mine, çıkacaklarını söylemek için odalara bakınırken, Aslı ve Deniz’i öpüşürken görür ve onlara baka kalır. Aslı bu duruma sinirlenir. Mine ise ne diyeceğini bilemez.

Efe, Su’ya sürpriz yapmak için Deniz’lere gitmiş, fakat Su’nun söylediklerine kafası bozulmuştur. Peşini bırakmaz ve Su’nun bindiği otobüsü durdurur. Birisine yeniden bir şeyler hissetmeye başladığı anda Su’nun ‘sevgili değiliz ki’ sözüyle yıkılmıştır. İki gündür yaşadıklarının hesabını sormaya kararlıdır.Mine üzgün sokakta yürürken gözlerinden yaşlar süzülür. Aslı ise Deniz’i suçlamaktadır. Mine’nin ona aşık olduğunu bile bile arkadaşlık kurmalarını istemez, bir daha görüşmemeleri konusunda da resti çeker.

Efe’nin tek sorunu Su değildir. Anne ve babası boşanmaya kararlıdır. Onları barıştırmak için bir araya getiren Gönül ve Metin’in çabaları da boşuna çıkmıştır. Yine birbirlerine düşerler.

Efe’nin işyerindeki arkadaşları onun üzgün olduğunu fark ederler. Belli ki bir kız mevzusudur. Kendi aralarında anlaşırlar ve eğlenmeye gideceğiz diye Efe’yi bir yere davet ederler. Efe, Deniz’i evde babasıyla baş başa bırakmak istemediği için onu da çağırır. Ütücüdeki arkadaşlarıyla erkek erkeğe eğleneceklerini sanan Efe ve Deniz’i hiç ummadıkları bir sürpriz beklemektedir. Ve başları bu kez gerçekten derttedir.

20. Bölüm Özet: 2.ilk öpücük





“2. ilk öpücük”

Kalbinin sağ yanından
İlk sola saptığında
Gizli bir yol var orda
Dikkat et göreceksin
Kimi hızlı gidermiş
Kimi yavaş bu yolda
Sen kimseye aldırmadan
Gönlünce ilerleyeceksin

Yolun son durağında
Kapatıp gözlerini
Güzel olan ne varsa
Hepsini dileyeceksin
Gözünü açtığında
Tüm bildiğini unutup
Belki hiç konuşmadan
Bir kez daha diyeceksin

Bir gün dönmek istersen
Bu yolun dönüşü yok
Her şeyi göze alıp
Akla göğüs gereceksin
Bütün yollar yürekten
Dudaktan kalbe bir yol yok
O an geldiğinde
Bunu sende göreceksin

Yiğit Güralp


Efe hayatına ansızın giren Su’yla yaşadığı ilk öpüşmelerinin ardından, ona her geçen an biraz daha bağlanırken, Aslı ve Deniz ise türlü gerekçelerle bu anı henüz yaşayamamış olmanın sıkıntısı içindelerdir. Aslı ve Deniz’in açıkça dile getiremedikleri bu çok özel tutkuları, Deniz’in ilk kez Mine’yi öpmüş olmasından dolayı Aslı için daha da karmaşık bir hal alır. Mine ise sabırla, neredeyse tüm zamanını Deniz’e olan aşkını gösterebilmek için geçirmektedir.

Aslı ve Deniz’in yaşadığı ilişkideki tek sorun bu da değildir. Deniz’in zevkleri uğruna kendisini ihmal etmiş olmasını kabul edemeyen Aslı, bu konuda daha dikkatli davranması ve ilişkilerine gereken zamanı ayırabilmesi için Deniz’i uyarır. Deniz özür dileyerek Aslı’yla birlikte olabilmek için her fırsatı değerlendirmeye çalışırken, bu kez de Aslı’nın üniversitedeki kariyeri için Kerem’le yoğun bir şekilde çalışmaya başlaması Deniz’i ihmal etmesine neden olur.

Bilal’in Canan’ı yeniden görebilmek adına başına gelen sürprizler, oğullarının yanına neden geldiği yavaş yavaş anlaşılmaya başlayan Şükran ve ondan habersiz İstanbul’a gelen Salih’in Efe’nin yeni yaşamıyla ilgili aldığı kararlarla işler yine karışır. Bu arada Deniz, Aslı ve Efe, aşkın daha önce hiç tanışmadıkları bir haliyle yüz yüze gelirler.

19. Bölüm Özet: Üçüncü Tekil Şahıs



“üçüncü tekil şahıs”

Davetiyeler, odalar
Ve localar iki kişilik
Ya tek gidersin bi koltukta
Ya biletler; iki kişilik

Ya tek kişiliktir bi yatak
Ya yalnız yatılmaz; iki kişilik
Ya tek taraflıdır bi aşk
O da severse; iki kişilik

Başka kaç kişiyi seversen sev
Bir sevda yalnız iki kişilik
Hele baş başa bi akşamda
Masalar hep iki kişilik

Peki sen kimsin dediler bana
Dedim üçüncü tekil kişilik
Peki dostluk var mı dünyada
Dedim dünya iki kişilik
Çocuktuk çoktuk oysa
Çok üzgünüm şimdilik

yiğit güralp

Deniz ve Aslı; Efe’den gizledikleri aşklarının tam da onun gözleri önünde ortaya çıkmasıyla Efe’ye ne diyeceklerini bilemezlerken bir yandan da Leman’ın eve yerleştirdiği kameraları işler iyice sarpa sarmadan etkisiz hale getirmek zorundadırlar…
Efe ise Hafize farkına varmadan Deniz’in eve girip kameraları bulması için bu zor durumunda arkadaşlarına yine yardım etse de kendisinden sakladıkları bu gizli aşktan dolayı aralarında hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağını düşünmeye başlamıştır…
Osman’ın özür dileyip Hafize ve ailesini geri çağıracağı yerde sürpriz bir kararla konağı kendisinin de terk etmesi üzerine Ayşe ve Mine kendilerini iyice yalnız hissetmeye başlarlar… Artık Ayşe dostlarının konağa geri dönmesi için, Mine ise Deniz’i yeniden kazanabilmek için her türlü fedakarlığı yapmaya hazırdır… Evini Aslılara bırakan ve harçlığının büyük bir kısmını Efe’ye vermiş olan Deniz çaresizce handa ilk gecesini geçirmeye hazırlanırken Bilal’de bir yandan yabancısı olduğu bu mekana uyum sağlayabilmesi için Deniz’e yardım etmeye bir yandan da Canan’ı yeniden görebilmek için çaktırmadan Deniz’in evinin yerini öğrenmeye çalışmaktadır. Kaldıkları evin, aslında kızını hamile bırakan adamın tuttuğu bir ev olduğundan habersiz olan Hafize yeni bulduğu villadaki işe başlarken, Haşmet evin satışını engellemek adına bugüne kadarki tavrını 180 derece değiştirerek Ayşe ve Hafize’den özür dilemek için ortalarda fink atmaya başlar… Metin Gönül’le evliliğe giden yolda Urla’daki ilk maçın rövanşını almak üzere Sevgi’nin davetini kabul ederek evlerine gider… Sevgi’nin kızını Metin’den soğutmak için zekice uyguladığı tutumları işe yarar gibi görünse de Metin artık bu evliliğin ailelerden bağımsız bir şekilde olması gerektiği konusunda kararını vermiştir… Aslı Tıp Fakültesinin ilk gününde son derece disiplinli bir akademisyen olan yeni hocası Kerem’in ona önerdiği iş teklifi karşısında ne diyeceğini bilemezken, Deniz ise kendi tercihi olmayan bir bölümü yıl boyunca okumak zorunda olmanın isteksizliğiyle daha ilk gününden okulu asmaya başlar… Gerçek aşkın emek istediğini geç de olsa öğrenmeye başlayan Mine ise Deniz’in okulundan koparak başarısız olmaması için onu yıl boyunca okula bağlayabilecek yeni bir şeylerin arayışı içindedir… Kendisini en yakın iki dostu tarafından dışlanmış ve kandırılmış hisseden Efe dostlukla ilgili teselliyi Mine’de aramaya ve tüm dikkatini yeni işine vermeye başlamışken ansızın karşısına çıkan Su, Efe’nin hayatında yepyeni bir sayfa açar. Finale doğru peş peşe sıralanan sürprizlerle birlikte Ayşe ve Metin tarafından konakta düzenlenen gizli nişan organizasyonu tüm ekibi bir araya toplayarak herkes için beklenmedik olaylara sahne olacaktır…

18. Bölüm Özet: Pembe Yalanlar



“Pembe yalanlar”

Bize söylenmiş ilk yalan
Adamı ebe eden bir oyunda
Fasulyeden oynayışımızdır…
Oysa bi bilsek ki bu daha ne ilk
Ne de son aldanışımızdır…

Sonra birden leylekler kardeşlerimizi
Kuşlar kabahatlerimizi dile getirir…
Soramayız bile “anne söyle”
“Söyle bu pembe yalanlar nedendir”
Büyüklerin bahanesi hep
Aklımızın ermeyişindendir

Ve bir gün bakarız ki
Zaten hayat koca bir oyun
Ne yaşımız ne aklımız ermekte

Ve her gün birileri yine
Her gün bir yerlerde birine
Pembe yalanlar söylemekte


Konaktan ayrılan Aslı, Hafize ve Canan’ın durumlarını bir türlü içine sindiremeyen Efe onları güç bela ikna ederek kalmaları için hana getirir. Ancak handa 3 kadın için hayat zor ve hatta imkansızdır. Aslı ve ailesinin durumuna en az Efe kadar üzülen Deniz de Hafize’ye ne kadar kendi evine götürmek için dil dökse de Hafize bunu kabul etmez. Herkesin hana gelmesiyle birlikte Aslı ve Deniz’in Efe’yi hana kadar izledikleri ve Efe ile ilgili bir süredir aslında her şeyi bildikleri de ortaya çıkar. Efe bu konuda arkadaşları tarafından günlerdir aldatıldığını düşünse de, Aslı ve Deniz de aynı şekilde aslında Efe’nin kendisinden her şeyi saklayarak kendilerini aldattığını düşünmektedir. Aslı ve Deniz dostlar arasında karşılıklı söylenen bu pembe yalanlara bir son verip herkesten bir sır gibi sakladıkları aşklarını Efe’yle artık paylaşıp paylaşmama konusunda karar aşamasındayken Mine sürpriz bir şekilde bu aşkın yaşanmaya başladığını kendi gözleriyle görür. Ayşe, Hafize’leri yeniden konağa döndürebilmek için bir yandan Haşmet bir yandan da Osman’la boğuşurken, Gönül’se annesiyle ilgili Metin’e söylediği pembe yalanın sonuçlarıyla yüzleşmek zorundadır. Aslı ve Deniz’le olan ilişkisiyle ilgili artık kafası iyice karmakarışık hale gelen Mine bu zor günlerinde Efe’yle taban tabana zıt ama tatlı bir dostluğun ilk adımlarını atmaya başlarlar.
Leman Murat’ın bütün uyarılarına rağmen oğlunu eve yerleştirilen kameradan 24 saat izlerken bundan habersiz olan Deniz, Efe ve Aslı; Hafize’yi Deniz’in evinde kalmaya ikna etmek için bir pembe yalan daha söylemek zorunda kalacak ve sürpriz gelişmelerle işler iyice karışacaktır…

17. Bölüm Özet: "filmin devamı"




“filmin devamı”

Bir fincanın dibinde, yarım kalmış aşkımsın
Acı bir kahve gibi, uykumu kaçırmışsın
Gündüzüm gece oldu tüm düşlerim seninle
Sensizlikle son bulur her bir kabusum yine

Oysa kabus yalan, düş kısa ve hayat uzun sevgilim
Sende beni seversen yarım kalmaz hiç bi film

yiğit güralp


Efe, arkadaşlarına karşı üniversiteyi kazanamamış olmanın kendince verdiği eziklikle bir yandan İstanbul’da kimsenin yardımını almadan tutunmaya çalışmaya, bir yandan da yaşadığı yeri ve yaptığı işi herkesten gizlemeye devam etmektedir. Aslı ve Deniz’in birbirlerine olan aşkını imkansız hale getirmek için bütün olaylar adeta işbirliği yapmışçasına üst üste gelmektedir. Aslı, Deniz’e karşı hayatındaki herkesle feci halde arada kalmışken Deniz’in bu anlamsız ayrılığa daha fazla seyirci kalmaya niyeti yoktur. Deniz’in artık kime aşık olduğunu acı bir şekilde öğrenen Mine ise hiç ummadığı bir anda Efe’nin İstanbul’daki gizli hayatına şahit olur. Metin bir yandan Gönül’le olan ilişkisini yoluna koymaya çalışırken, bir yandan da kardeşinin izini sürebilmek için Aslı ve Deniz’in yardımını ister. Canan’ın, eski Galata Köprüsünden atlamaya çalışırken başına gelenler ortalığı iyice karıştırmış, Murat artık İstanbul’da kalmak istemeyerek Leman’ı İzmir’e dönmeye ikna etmiştir. Haşmet’in Ayşe’yi evden çıkarmak üzere yıldırma çalışmaları durmaksızın devam ederken, Hafize için karnında gayrı meşru bir çocuk taşıyan kızıyla konakta kalmak; Ayşe’nin de abisinden aldığı tehditlerle her geçen gün daha da gurur kırıcı bir hal almaya başlamıştır.

Metin, Gönül’e olan aşkını kaldığı yerden ateşlemek için romantik ve bir o kadar da komik bir gece organize ederken Leman’ın İstanbul’a dönmeden önce uygulamaya koyduğu akıllara durgunluk veren plandan habersiz olan Deniz ve Aslı, Efe’nin günlerdir onlardan gizlediği bütün sırları ortaya çıkarmak için herkesten gizlice yeniden omuz omuza verirler. Üstelik Deniz bu sefer ne olursa olsun Aslı’ya olan aşkını haykırmaya kararlıdır…

16. Bölüm Özet: Eski dostlar



Eski dostlar

Ayşe’nin ağabeyi Haşmet eve gelir. Ayşe’den bir an önce evden çıkmaları gerektiğini, satış işinden vazgeçtiğini söyler. Herkes tedirgin olmuştur. Bu sırada Deniz ve Murat da eve gelir ve işler iyice birbirine karışır. Efe bu sırada İstanbul’a gelmektedir. Trende tanıştığı arkadaşı Halil’le beraber yeni işlere girişir. Metin yeni hayatına ayak uydurmaya çalışmaktadır. Bu sırada Gönül’e ulaşmaya çalışır. Ama yine her şeyi birbirine karıştırır.
Mine, Deniz’le aynı okulu kazanmanın sevinci içerisinde, Deniz ise Aslı ile yalnız kalıp konuşmanın peşindedir. Okula kaydını yaptırmak için giden Aslı’nın başına tatsız bir olay gelir. Ümitsizce Efe’yi arar. Fakat Efe’nin ona bir sürprizi vardır. Hafize, Canan ve Murat’ı konuşurlarken yakalar. Artık her şey su yüzüne çıkmıştır…

15. Bölüm Özet: "35 eksi 1"



"35 eksi 1"

Ben seni sevdiğimde
İstanbul’a gün doğmamıştı
Balıkçılar ağ atmamış
Şairler henüz yatmamıştı

Neler yaşadık önce
Ben seni ne çok sevdim
Bir İstanbul Ekspresinden
Halliceydi kalbim

Ve bir yemini körelttim şimdi
Yerine bir umudu biledim
Ve bir İstanbul Ekspresinden
Halliceydi kalbim

Üstelik bilmiyordum Beşiktaş’tan
Beyoğlu’na kaç saatte inilir
Aşk nerdedir bu şehirde
Hangi sokakta gezinir

Dedim ya ben seni sevdiğimde
İstanbul’a gün doğmamıştı
Gün doğmadan neler doğar
Bunu gönlüm de ummamıştı

Uçakları hiç sevmem
Trenden de vazgeçtim
İzmir’den İstanbul’a
Tam bir saatte geçtim

Yiğit Güralp


Koray ve Mert’in arabayla çarparak kaçtıkları Efe’nin babası Salih’in kaza haberiyle herkes hastaneye toplanmış, Aslı ve Deniz aralarında tüm olanlara rağmen can dostları Efe’yi bu acı gününde yalnız bırakmamışlardır. Gelen intihar haberiyle Mine ve anneannesi Ayşe’nin tüm planları alt üst olmuş, Koray Mert’e kanarak peşinden Almanya yolunu tutmuşken, Aslı ve Deniz’in İstanbul’a gitme motivasyonları ve umutsuzlukları, Efe’nin canından çok sevdiği iki arkadaşını bu konuda yüreklendirmesiyle farklı bir anlam kazanır.

İşte bütün bu soru işaretleriyle koskoca bir yaz geçmiş, sonbahar gelmiştir. İstanbul’a kimlerin gideceği, kimin nerde kalıp kimin hangi okulda okuyacağı belli olmuş, yolculuk için tatlı bir telaş başlamıştır. Bu telaşa bir tek kişi dahil değildir. Ve 35 plakalı İzmir’den 34 plakalı İstanbul’a gidemeyecek olan o kişi acaba kim olacaktır?

12 Kasım 2007 Pazartesi

14. Bölüm Özet: Son Sardunyalar



“Son Sardunyalar”

Ah o yazlık sinemalar,
Kapı önü akşamları…
Saksıda son sardunyalar,
Avluda el yazmaları…
O pür telaş piyasalar,
İlk sevda, ilk gözyaşları…
Yolları hep gurbete bağlar,
Hep o “gönül” şarkıları…
Ah ne kahraman, ne cesur
Ne güzel çocuklardık
Her yeni günü ümitle
Nasıl kucaklardık
Ah kaldırımlar biliyor
Bi devir muhteşemdik
Güz güneşinden hüzünlü
İlkyazdan şendik
Hem utangaç, hem hevesli
Mektepli sevgililerdik
Pek kırılgan, pek acemi
Bir söyler bin gülerdik

Sezen Aksu / Yelda Karataş


Deniz babasının Canan’la olan ilişkisini öğrenmiş ve adeta iki kere yıkılmıştır. Çünkü babasının bu hatası bir yandan ailesinin dağılabileceği tehlikesini doğururken bir yandan da Aslı’yla aralarının belki de bir daha asla eskisi gibi olamayacağı anlamına gelmektedir. Aslı için de hayat iki büyük şoku aynı anda yaşatmıştır. Önce Deniz’in kendisine sırılsıklam aşık olduğunu anlatmaya çalıştığı filmi izlemiş ve aynı gece ablasının hastaneye kaldırıldığı haberiyle alt üst olmuştur. Şimdi Deniz önce babasından bu olanların hesabını sormak ve bebeğin gerçek babasından habersiz olan Aslı’ya her gün gerçeği gizleyip yalan söylemektense artık bir araya gelemeyecekleriyle ilgili bir bahane bulmak zorundadır. Ayşe’nin Mert sorununu tamamen çözmesiyle anneanne ve torunun araları belki de ilk kez bu kadar yakınlaşmışken, Mine’nin annesinin hastaneden çıkıp Mine’yi Almanya’ya geri istemesi haberi herkes için büyük bir sürpriz olur. Ayşe bir yandan kızının iyileşmesine ve hastaneden çıkmasına sevinmekte bir yandan da torunundan ayrılacağı için üzülmektedir. Ayşe gibi Mine de karmaşık duygular içindedir. Hem annesini kendisine bu kadar ihtiyacı varken yalnız bırakmak istememekte hem de geldiği günden beri kurtulmak istediği Urla’ya garip bir şekilde bağlandığını hissetmekte üstüne üstlük Deniz’den ayrılmak hepsinden zor gelmektedir. Aslı, Deniz’in aşkını itiraf ettiği halde neden birden kendisinden kaçmaya başladığına anlam veremez ve üzülürken ÖSS puanları açıklanmış ve Aslı aldığı yüksek puanla Tıp Fakültesine girmeyi neredeyse garantilemiştir… Deniz’in puanı da sinema eğitimi almak için yeterlidir… Ancak Leman’ın son dakika sürprizi Deniz’in İstanbul’da değil İzmir’de okuması ve sinemadan daha geçerli bir meslek seçmesi yönündedir…Abisinin Gönül’ü istemesinin beraberinde getirdiği sorunlar ve Deniz’in içindeki fırtınaları dindirmekle boğuşan Efe’nin de sınav sonuçları belli olmuş ve aldığı düşük puanla barajı bile geçemeyerek İstanbul’a gitme hayalleri tamamen suya düşmüştür…Hafize Aslı’ya iyi bir gelecek sunmak ve Canan’ın yakında iyice büyüyecek olan karnını herkesten gizlemek için İstanbul’a giderek orada tutunabilmenin yollarını ararken, Deniz İzmir’de bir üniversiteye gitmek için Leman’ın yoğun baskısı altında nefes alamazken, Efe arkadaşlarıyla hep hayalini kurdukları İstanbul’a gitmek için ailesini ikna etmeye çalışırken ve Mine Almanya uçağı için biletini almış geri dönmeye hazırlanırken olaylar beklenmedik gelişmelerle tırmanacaktır.

13. Bölüm Özet: Havuz Problemi



“Havuz Problemi”

Hiçbir şey eskisi gibi olmuyor artık
Delice esiyor kavak yelleri
Çocukluk elden yitip gidiyor artık
Çocukluk uzaklarda kaybolan bir gemi
Cesaret aşk kaygı derken
Bir sancı kapladı tüm gövdemi
Oysa biz daha dün hipotenüsü çözememiştik
Nerden çıktı bu havuz problemi



Deniz ve Mert’in, Mine’nin resimleri için boğuşurlarken kazayla balkondan havuza uçmaları ve tüm resimlerin havuzun dört bir yanına saçılması oteli birbirine katmıştır. Leman ve Murat plajda geçirdikleri romantik dakikaların ardından tam da evliliklerine devam etme kararını almışken gelen bu haberle soluğu otelde alırlar. Mert şikayetçidir ve Leman otelin tek sorumlusu olarak Deniz’den, neden Aslı’yla gecenin bir vakti bir müşterinin odasına izinsiz girdiklerinin cevabını beklemektedir.
Efe’nin hayatı ise Canan ve Murat’ın yasak aşklarını öğrenmesiyle tamamen altüst olur. Efe bir yandan Metin’in Gönül’le olan ilişkilerine onay vermesi için diretmesiyle uğraşırken, bir yandan da en yakın arkadaşlarının hayatını derinden etkileyecek bu gerçeği onlardan saklamanın doğru olup olmadığı konusunda kendi içinde büyük bir savaş vermektedir.
Mine, Deniz ve Aslı’nın fotoğrafları Mert’in elinden aldığını öğrenmesiyle rahat bir nefes alır. Ayşe ise Mine kadar rahat değildir, olan biteni gören birilerinin boşboğazlık edip Urla’da sonu rezalete varabilecek bir dedikodu yaymasından ve Mert’in kasabada kaldığı sürece torununa yeniden rahatsızlık vermesinden çok büyük endişe duymaktadır.

Aslı’nın Mine için büyük bir tehlikeyi göze alıp yardım elini uzatmış olması Mine’yi çok şaşırtmış ve Aslı ile Mine’nin ilişkilerinde bundan sonrası için yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Deniz, Mine ile ilgili sorunlarını tamamen çözmüş olmanın verdiği rahatlıkla artık Aslı’ya olan aşkını dile getirmenin yollarını aramaya başlar.
Canan bir yandan yeni bir iş bulabilmek için kapı kapı gezerken, Murat hem Canan’a Leman’la evliliklerine devam etme kararını söylemeye hazırlanmakta, hem de Altan’ın kendisine emanet ettiği Koray’a içine düştüğü bunalımdan kurtarabilmek için yardım etmeye çalışmaktadır.
Bütün bunlar olurken Mert yine rahat durmayarak Mine’ye son darbeyi vuracak, Efe içindeki sırrı ne kadar taşıyabileceğiyle ilgili kararını verecek, Deniz Aslı’ya aşkını itiraf etmek için mükemmel bir sürpriz hazırlayacak ve Kavak Yelleri’nde heyecan her zamankinden kat ve kat daha fazla doruğa tırmanacaktır.

12. Bölüm Özet: Kürkçü Dükkanı

“Kürkçü Dükkanı”


Anladım
Yok
Çok döndüm
Çok dolaştım
Yok
En güzeli senin gözlerin
Gözlerin çocukluğumuz kadar sıcak
Ve gözlerin kalan ömrümüz kadar derin

Dönenlere küsme sakın
Sen dünyaya küsebilir misin?
Bil ki kimine göre baba ocağı
Kimine göre yar kucağı şu kürkçü dükkanı dediğin
Ve belki de her yolun sonundan sana dönmek
En güzel yanı şu gençliğin

Çünkü yok ki
Çok döndüm
Çok dolaştım yok
Ve ben de anladım
Aslı varken surete gerek yok


Mine’nin yalanlarının ortaya çıkışı Deniz için bir yıkılma nedeni olmaktan çok, son zamanlarda zaten canını sıkmaya başlayan ve kafasında soru işaretleri oluşturan bu ilişkiyi tamamen bitirmek ve böylece Aslı ile aralarını yeniden eski haline çevirebilmek için iyi bir fırsat olur. Aslı ise Deniz’in Mine’yi tamamen hayatından çıkarabileceğinden hala emin değildir.
Efe yeni kararlarını ailesiyle paylaşıp kendisine çizdiği yolda emin adımlarla ilerlerken, Gönül’ün anne ve babasının tatil için Urla’ya gelmeleri Metin’in ertelenmiş evlilik teklifi için yeni bir zemin oluşturur. Ancak iki oğlunun da gelecekte daha kötü şeyler yaşamasını istemeyen Şükran’a göre Efe açık yüreklilikle onaylamadığı sürece Metin ve Gönül beraberliği artık imkansız görünmektedir.
Mert’le birlikte yakalanan Mine içinse Ayşe ve Osman’la olan ilişkileri yine en başa dönmüştür. Üstelik Mert’in gerçek kimliği yavaş yavaş ortaya çıkmakta ve Urla’da geçirdiği her dakikayı çevresindekiler için yeni tehditler oluşturacak şekilde değerlendirmektedir.
Deniz, Mine’yi çoktan geride bırakmış, Aslı ise son yaşananlardan dolayı Mine’den iyiden iyiye nefret etmişken; Mert’in Mine’ye yönelttiği mide bulandırıcı tehdit hiç beklenmedik şekilde Aslı ve Deniz’i Mine’yi içine düştüğü zor durumdan kurtarmak için harekete geçirecek, Efe ise hiç ummadığı anda öğrendiği bir gerçekle allak bullak olacak Kavak Yelleri’nde işler belki de daha önce hiç olmadığı kadar karışacaktır.

11. Bölüm Özet: "Olmasa Mektubun..."

Aslı’nın yazdığı mektup Deniz’in, Efe’nin yazdığı mektup da babası Salih’in duygu dünyalarını altüst ediyor.


“Olmasa Mektubun…”

İki mektup
İki başkaldırış
Biri aşka, biri hayata
Ve iki ayrı mektup
İki ayrı yüreğe düşen
İki ayrı kor aynı zamanda

Oysa bir zamanlar
Masallar anlatırdık birbirimize
Ve kor yerine
Üç yeşil elma düşerdi gökten üzerimize
Biri ona, biri bana diğeri de tüm sevdiklerimize
Çocuk olmak paylaşmaktı
Çocukluk böylesine güzeldi işte

Aslı, birkaç ay önce kendi elleriyle yazdığı aşk mektubunun tam da Deniz konusunda ikilemde olduğu bir dönemde açığa çıkmış olmasıyla Deniz’e karşı oldukça zor bir duruma düşmüştür. Bu da yetmezmiş gibi Mine’ye olan kızgınlığının hat safhaya ulaştığı günlerde Mine ile aynı evi paylaşmak zorunda kalmaları her ikisi için de hiç kolay olmayacaktır.

Efe’nin tüm çabaları Gönül’ü Urla’da kalmaya ikna edemezken, üstüne üstlük Gönül; Metin ve Efe’yi karşısına alarak kendisini aynı anda seven iki kardeşin aşkına karşılık vermesini beklemelerinin son derece yersiz olduğunu sertçe anlatarak artık bu çocukça hareketlere son vermeleri konusunda ikisini de uyarır.

Aslı’nın yazdığı mektup Deniz’in, Efe’nin yazdığı veda mektubu ise en çok babası Salih’in duygu dünyalarını alt üst ederken, Efe bir yandan bugüne kadar Gönül’le ilgili izlediği tutumun bir yandan da sınavının kötü geçmesinin sonuçlarını düşünerek yeni kararlar almak zorundadır.
Murat’ın işletmesini devraldığı Plaj Kafe’nin açılışı yaklaşmakta, Canan’a görücü gelmesi haberiyle birlikte Murat’ın Canan ve Leman arasında yaşadığı karmaşa ise her geçen gün daha da kızışmaktayken, Altan’ın; oğlu Koray’a vereceği büyük ceza ve Mine’nin Almanya’daki eski aşkı Mert’in Urla’ya sürpriz ziyaretiyle işler iyice arapsaçına döner. Kısacası Efe, Aslı ve Deniz için bu yaz tatili daha şimdiden oldukça hararetli geçeceğe benzemektedir.

10. Bölüm Özet: Deniz, Aslı’ya aşık oluyor

Deniz, Aslı’ya aşık oluyor

Koray’ın çevirdiği tüm entrikalara rağmen mezuniyet balosu Mine hariç herkesin hafızasında güzel anılar bırakarak sona erer. Mine mezuniyet gecesinde Deniz’in Aslı’ya, artık arkadaşlıktan daha öte bir gözle bakmasına tanık olmuş ve çılgına dönmüştür. Üstelik bu durumu yeniden lehine çevirmek, artık eskisi kadar kolay görünmemektedir.
Deniz, Aslı’ya karşı haftalardır içinde kopan ve adını koyamadığı duygunun aşk olabileceğini anlamaya başlamıştır. Ancak bu sefer de Aslı için durum farklıdır. Mezuniyet gecesi giydiği elbiseyi çıkardığında, hayatın tüm acımasızlığıyla kaldığı yerden devam ettiğini düşünen Aslı yıllardır gözünün önünde olduğu Deniz’in, sırf bir gece giyinip süslendi diye kendisiyle ilgilenmeye başlamasını hazmedememektedir.
Deniz, Aslı ve Mine arasındaki ilişki böylelikle yepyeni bir boyut kazanırken, Efe, Metin ve Gönül arasındaki olaylar da Gönül’ün Urla’dan kesin gidiş biletini almasıyla yepyeni bir yol ayrımına girer. Efe, Gönül’ün kasabadan ayrılması halinde kendisinin de buralarda durmayacağını söyleyerek işleri daha da zorlaştırır.
Bütün bunlar olurken Koray’ın babası Altan’ın Murat’a teklif ettiği yeni ve sürpriz bir iş; Aslı, Deniz ve Efe’nin de yaz tatillerini değerlendirmek için güzel bir fırsat olur. Ancak Mine yine boş durmayacak, Efe ise bu yaz kasabadan herkesten önce ayrılacak gibidir.

9. Bölüm Özet: Aslı, baloya katılacak mı?

Aslı, baloya katılacak mı?

ÖSS sabahı yaşananlarla yüzleşmek hiç kimse için kolay olmamıştır. Ancak artık ne yaşanmışsa yaşanmış, okul kapanmış, sınav geride kalmış ve sıra Koray’la Şiyar’ın emrivakileriyle bir türlü yapılamayan mezuniyet gecesine bir çözüm bulmaya gelmiştir. Beklenen ekonomik teklif Leman’dan gelir ve bütün son sınıflar Deniz’lerin otelinde yapılacak mezuniyet gecesine katılmak için hazırlıklara başlar.

Şiyar’a karşı son görevini de yerine getirerek, ona şehri terk ettiren Metin’i, işsiz, güçsüz ve zor günler beklemektedir. Efe bir yandan Gönül’ü aklından çıkaramazken bir yandan da annesi, abisi ve evde yaşananlar arasında sıkışıp kalmıştır.

Aslı’nın mezuniyet gecesine katılıp katılmaması belirsizliğini korurken, Mine tüm dikkatleri üzerine çekip, gecenin en gözde kızı olabilmek ve otele Deniz’le kol kola gidebilmek için her yolu denemektedir. Deniz ise Mine’ye bu konuda henüz kesin cevabını vermemiştir ve Efe’yle birlikte; Aslı’nın geceye katılması için onu ikna etmeye çalışmaktadır.

Ancak Koray’ın geceyi berbat etmek için yaptıkları ve bir süredir kendini geriye çeken Alp’in ansızın ortaya çıkarak Aslı’ya geceye birlikte gitmekle ilgili kendisine verilmiş bir sözü olduğunu hatırlatarak herkesin içinde beklenmedik şekilde hesap sorması işleri daha da karıştırır. Artık cevabı merakla beklenen bir tek soru vardır: Efe’nin de deyişiyle “Kuzu”nun yani Aslı’nın bu gelişmeler karşısında kararı ne olacaktır.

8. Bölüm Özet: Aslı, Deniz ve Efe’yi ÖSS heyecanı sarıyor

Aslı, Deniz ve Efe’yi ÖSS heyecanı sarıyor

Büyük küçük herkesçe çok beğenilen dizinin bu bölümünde; okul, sürpriz olaylara sahne olan bir diploma töreniyle kapanıyor. Heyecanla beklenen ÖSS sonuçlarının açıklandığı sabah ise, Aslı, Deniz ve Efe’nin hayatlarını derinden etkileyebilecek gelişmeleri beraberinde getiriyor.

Alp’in evinde karşılaşılan beklenmedik manzara, Deniz, Alp, Mine ve Aslı’nın neredeyse saç saça, baş başa birbirlerine girmesiyle son bulur. Efe’nin, dostları arasındaki bu ardı arkası kesilmeyen çekişmeye verdiği tepkisi, her birinin şapkasını önüne alarak ilişkilerini bir kez daha gözden geçirmesine neden olur. Metin, Şiyar Bey’in makamında yaptığı konuşmanın bedelini hiç ummadığı bir şekilde Gönül’ün tepkisiyle öderken, bir yandan da Şiyar’ın henüz oynamadığını söylediği son kozunun ne olacağını beklemektedir. Hamile olabileceğini öğrenen Canan büyük bir heyecanla gebelik testinin sonucunu beklerken, Efe ve Aslı tesadüfen duydukları bazı sözlerden şüphelenerek Murat’ın hayatındaki sır perdesini aralamak üzere harekete geçerler. Koray’ın söylediği yalanları ört bas edebilmekle ilgili son umudu, Şiyar Bey’in babasıyla ve Murat’la yapacağı toplantıdır. Efe’nin evine geri dönme konusuysa hala belirsizliğini korumakta, üstüne üstlük Deniz’in evinde misafir olmasıyla ilgili her ikisini de sıkıntılı ve bir o kadar da komik anlar beklemektedir.Bütün bunlar olurken okul, acısıyla tatlısıyla sürpriz olaylara sahne olan bir diploma töreniyle kapanır. Heyecanla beklenen ÖSS sabahı ise Aslı, Deniz ve Efe’nin hayatlarını derinden etkileyebilecek gelişmeleri beraberinde getirecektir.

7. Bölüm Özet; "Altıncı His"

"Altıncı His"


Bir fısıltı var içimde
Sen de duyuyor musun?
Sanki benden seni; kıskanmamı istiyor…

Tanıyor muyum o sesi,
Yoksa o ses ben miyim?

Hiç yabancı değildim oysa bana
Sen de hiç bu kadar olmadın
Ne çoksun şimdi içimde
Aşk mı bu, pişmanlık mı?
Kaybediş mi, öfke mi ne?
Bir sıkıntı var içimde
Sen de görüyor musun?
Sanki benden seni; yine geri istiyor…


Efe evi terk ediyor

Alp ve Aslı’yı neredeyse öpüşmek üzereyken gören Deniz, bu ilişkinin bu kadar hızlı ilerlemesinden dolayı oldukça rahatsızdır. Hisleri ona Alp’in bu sevecen tavırlarının altında mutlaka kimsenin bilmediği bir art niyeti olduğunu söylemektedir. Bunu ortaya çıkarmak için de Efe’yle birlikte harekete geçer. Abisinin cep telefonunda Gönül’ün resmini gören Efe’nin, Metin ile birbirlerine girdiği kavga büyüyerek bir aile faciasına dönüşür ve Efe’nin evi terk etmesiyle sonuçlanır. Mine, Alp üçgenlerinde birbirleriyle çatışan Deniz ve Aslı hiç istemeseler de en iyi arkadaşlarının en zor gününde yanında olmak için yeniden bir araya gelirler. Mine için Deniz ve Aslı’nın küs oluşu, Deniz’i tekrar elde etmek için bulunmaz bir fırsattır. Okuldaki hırsızlık olayı beklenmedik bir şekilde sonuçlanırken Koray’ı mezuniyet gecesiyle ilgili acı sürprizler beklemektedir. Murat boşanma konusunda ne kadar kararlı olursa olsun Leman evliliğini kurtarmak için her şeyi denemeye hazırdır.Evinden uzak gizlice Deniz’in evinde sabahlamak zorunda kalan Efe’yi ve hislerinin ona söylediği gibi Alp’le Aslı’nın peşine düşen Deniz’i birbiri ardına komik olaylar beklerken, Canan’ın öğrendiği bir gerçek işleri iyice karıştırır.

6. Bölüm Özet; "Hipotenüs"

"Hipotenüs"


Yaş 17 olduğunda ÖSS denen şey hayatımızın bir parçası haline gelir…
Sorular, sorular ve sorularla…

Oysa bir yandan hayat alabildiğine devam etmektedir…
Sorunlar, sorunlar ve sorunlarla…

Bir de bakarsınız sorular ve sorunlar içinde hapsolmuşsunuz
Hangisi doğru, hangisi yanlış derken,
Kendi içinizde kaybolmuşsunuz

Problem1:
Efe küçüktür Gönülden… Gönül denktir Metin’e…
Ve Gönül A şehrinden B şehrine gitmeye kararlıysa iyiden iyiye
Metin ise yavaş yavaş daha çok yakınlaşıyorsa Gönül’e
Efe ancak ve ancak çıldıracaktır yine…

Problem 2:
Bir dik üçgende Aslı a kenarı olsun, Mine ise b…
İki dik kenar, iki dik kafalı kız…
Gidiyorlar burunlarının dikine…
Deniz’se iki dik kenarın arasında
Üstelik Aslı yanında değil, artık karşısında…

Offf…
Sorular sorun olmuştur artık,
Sorunlarsa soru…
Ve Deniz gibi hipotenüs olursunuz bir gün
Belki de budur en zoru…


Aslı, Deniz’i affetmiyor



Deniz, Aslı’nın hayatını kurtarmak pahasına son anda onun yanında olsa bile, gururuna ve kıskançlığına yenik düşen Aslı, gördüklerinden dolayı Deniz’i affedememektedir. Mine ise, Deniz’e kendisine bir şans daha vermesi konusunda ısrarlıdır ve Deniz’in kalbine giden belki de en etkili yolun yine dostlarıyla iyi anlaşmaktan geçtiğini düşünerek, Aslı ve Efe’ye şirin görünmenin yollarını aramaya başlar.
Efe, okullar kapanınca Urla’dan ayrılma ve belki de mesleği bırakma kararı almış olan Gönül’ü bu fikrinden geri döndürmenin yollarını ararken, bir yandan da Metin ve Gönül’ün arasında gerçekten bir şey olup olmadığını öğrenmeye çalışmaktadır. Aslı’ya olan ilgisini artık herkesin gözü önünde belli eden Alp, başta Aslı olmak üzere herkesin dikkatini çekmektedir. Deniz için ise karşı cinsten birinin Aslı’ya ilgi duyması hiç alışılagelmiş bir durum değildir ve düne kadar Koray’la haylazlık peşinde gezen asalak Alp’in bu durumdan mutlaka bir çıkarı olmalı diye düşünmektedir.

5. Bölüm Özet; "Kızkaçıran"

"Kızkaçıran"


Gazozuna oynadığımız top,
Meyvesine tırmandığımız dut…
Ve kaç kez oyuna dalmıştık,
Acıktığımızı unutup…

En ateşli maceramızdı
Fitili tutuşmuş bi kız kaçıran…
Ve ne çok şarkı bilirdik
Bilmediğimiz tek şeydi yalan…


Deniz ve Efe, Aslı’yı arıyor


Çalıştığı kafeteryanın sahibi İzzet’in tacizinden son anda Haydar’ın patronunun sağ kolu Fuat tarafından kurtarılan Aslı esrarengiz şekilde ortadan kaybolur. Herkes Aslı’nın Haydar’ın adamları tarafından kaçırıldığını düşünürken İzzet’in karakola gelerek verdiği ifade akılları iyice karıştırır. Gönül motosikletli adamlar tarafından hırpalanan Efe’yi sarmaş dolaş kendi evine taşırken Koray tarafından görülür ve işler büsbütün sarpa sarar. Yaptıkları sonucunda büsbütün yalnız kalmış ve girdiği ruhsal çöküntüden hala kurtulamamış olan Mine’nin intihara kalkıştığını öğrenen Ayşe, durumun ciddiyetini anlayarak Deniz’den yardım ister. Deniz bir yandan Efe’yle birlikte Aslı’yla ilgili sır perdesini aralamak için çırpınırken bir yandan da gururunu bir kenara koyup onu aldatan Mine’nin hayata geri dönmesi için bir şeyler yapmak zorundadır.

4. Bölüm Özet; "1 Yanlış 3 Doğru"

"1 Yanlış 3 Doğru"


Bilirsiniz büyükler her şeyi çok bilirler…
Bize de hep 3 yanlış 1 doğruyu götürür dediler…
Hatta 4 yanlışın 1 doğruyu götürdüğünü bile söylediler…
Zamanla yanlışlar çoğaldı, ama doğrular hep bir taneydiler…

Büyüdükçe anlıyor insan, büyükler çok fazla şey bilmiyor…
Bir yanlış yaparsan bazen, tüm doğruları götürüyor…

Efe, Deniz ve Aslı güç birliği yapıyor.Mine’nin kendisini yüz üstü bırakıp gidişinin ardından Deniz hatasını anlar ve yaptığı yanlışları düzeltebilmek için aklını başına toplayıp tek tek günah çıkarmaya başlar. Aşk ve dostluk kavramları arasında gidip gelen Aslı, Deniz’i affedip affetmemekte kararsızdır. Aslı bir yandan da annesinden gizli iş aramaya koyulur. Abisiyle Gönül Hoca’nın aralarında bir şey olup olmadığından iyice şüphelenen Efe ise işi şansa bırakmaz ve Gönül Hocası’nın kalbini fethetmek için harekete geçer. Şiyar Bey sınavı kaçıran Gönül Hoca’ya ihtarname vererek savunmasını ister ve Gönül’ün geçmişiyle ilgili tatsız bir gerçeği gün ışığına çıkarır. Mine yaptıklarının bedelini hiç beklemediği gelişmelerle en ağır şekilde öderken, Aslı ve ailesinin peşindeki Haydar’ın çevresindeki polis çemberi de iyice daralır. Haydar adamlarıyla birlikte son kozlarını oynamaya hazırlanmaktadır.
Kararlar ve kararsızlıklarla gerilim tırmanırken Mine’nin kendilerine yaşattıklarına rağmen üç sıkı dost; Efe, Deniz ve Aslı, Şiyar Bey’in üzerlerine kışkırttığı Koray’a karşı yeniden birleşerek güç birliği yaparlar. Ancak kader ağlarını ince ince örer ve Efe, Deniz, Aslı üçlüsü hiç ummadıkları çok büyük sürprizle karşılaşırlar.